Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın’ın Basın Toplantısında Yaptığı Açıklama

03.07.2017

“Geçtiğimiz bir yıl içerisinde Türkiye’de de çok önemli hadiseler yaşandı. Milletimizin bu darbe girişiminden çıkarttığı dersler, devlet ve hükümet olarak aldığımız tedbirler, uluslararası toplumdaki yansımaları tarihimize de önemli bir yıl olarak geçmiş bulunuyor. Tabii bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu süreçle ilgili değerlendirmelerimiz, buradan çıkaracağımız dersler bizim önemli gündem maddelerimiz olmaya devam edecek.

Sene-i devriyesinin yaklaşması münasebetiyle 15 Temmuz’la ilgili yaklaşık 1 hafta sürecek bir etkinlik programı hazırlandı. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sevk ve idaresinde ve bizzat ilgileriyle, takipleriyle bir program hazırlandı. Burada devletimiz, milletimiz, STK’larımız, iş dünyası, sanat dünyası, spor dünyası, toplumun bütün paydaşlarının katılımıyla 15 Temmuz şehitlerimizin unutturulmaması ve unutulmaması için bir dizi faaliyet yapılacak.

Bu anma programları yapılırken tabii ki 15 Temmuz’un ruhuna, manasına ve maneviyatına uygun programlar hazırlanıyor. Burada temel vurgumuz, öncelikle demokrasi için, bağımsızlık için, özgürlük için, vatanı için, milleti için sokağa çıkan şehitlerimizin aziz hatırasının yaşatılması, gazilerimizin temel bütün ihtiyaçlarının karşılanması ve bir millet olarak yaşadığımız bu hain darbe girişiminin, hem gelecek nesiller nezdinde, hem de dünya nezdinde asla unutulmaması, unutturulmaması… Zira 15 Temmuz’da Türk milleti demokrasi adına büyük bir imtihan vermiştir ve modern siyasi tarihte bir milletin elinde bayrağından ve göğsünden imanından başka hiçbir şey olmadan bir darbe girişimini bu şekilde püskürttüğü vaki değildir. Bu açılardan bakıldığında hakikaten demokrasi tarihine altın harflerle yazılmış bir hadiseyi hep birlikte anacağız.

Tabii ki burada hüznümüz var, çünkü şehitlerimiz var; ama aynı zamanda burada büyük bir kahramanlık destanı var, dolayısıyla bu direnişi, bu başarıyı, bu zaferi de bu günün mana ve maneviyatına uygun bir şekilde vakarlı bir biçimde inşallah anma imkânımız olacak.

Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla bir dizi faaliyet yapılacak. Öncelikle bildiğiniz gibi Meclis’te bir özel oturum yapılacak ve Sayın Cumhurbaşkanımız bu oturuma katılacaklar. Ankara ve İstanbul’da bir dizi faaliyet yapılacak. Bunların bir kısmına Sayın Cumhurbaşkanımız, bir kısmına Meclis Başkanımız, bir kısmına Başbakanımız, bakanlarımız ve diğer siyasiler elbette katılacaklar. Bir hafta boyunca sempozyumlar, toplantılar, kabir ziyaretleri, 15 Temmuz gecesi şehit verdiğimiz noktalarda yapılacak faaliyetler, toplantılar ve benzeri faaliyetler yapılacak.

Burada ben bir noktanın altını özellikle çizmek istiyorum: 15 Temmuz şu anda milletin temel gündemidir. 15 Temmuz’dan çıkartılacak dersler, 15 Temmuz’un sene-i devriyesinde yapılacak faaliyetler milletin de temel gündemini oluşturuyor. Bu da aynı anda hem FETÖ’ye, hem PKK’ya, hem DEAŞ’a ve diğer terör örgütlerine karşı, yani bu ülkenin birliğine beraberliğine kasteden ne kadar örgüt, grup, çevre varsa bunlara karşı ortak mücadele azminin yeniden sergilenmesi olacaktır.

Yine İstanbul ve Ankara’da yapılan anıtların açılışları gerçekleşecek. Belki takip ediyorsunuz, bunlar inşaat olarak da bayağı bir yükseldiler, inşallah 15 Temmuz gününe yetişecekler ve Ankara’da hemen Külliye’nin ana giriş kapısının karşısında. İstanbul’da da 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün hemen Anadolu Yakasının giriş kısmında sol tarafta şehitler makamı ya da anıtı şehit yakınları, gazilerimizin ve vatandaşlarımızın katılımıyla o gün açılacak. Bunlar tabii ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara’da yapılacak faaliyetler; ama bütün ülke çapında 81 ilde birçok faaliyet yapılacak. Şehitlerimiz için hatimler indiriliyor Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından, bunların duaları inşallah 15 Temmuz günü Millet Camii başta olmak üzere diğer camilerde yapılacak.

Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla o gece tekrar bir demokrasi nöbeti süreci başlatılacak. Kendisi de bizzat bu demokrasi nöbetine o gece katılacaklar. Şehit yakınları ve gazilerimizle çeşitli vesilelerle biraraya gelmeleri söz konusu olacak. Bu çerçevede 15 Temmuz’un unutulmaması ve unutturulmaması büyük önem arz ediyor. Zaman zaman Türkiye’nin içinden ve dışından çeşitli yapay gündem oluşturma çabalarına karşı bizim 15 Temmuz gündemini tekrar tekrar hatırlamamız gerekiyor. Milletimizin verdiği o büyük kahramanlık destanını ve sonrasında yaşanan hadiseleri de çok iyi anlayıp bundan önemli dersler çıkartmamız gerekiyor.

Bir konuyu da bu 15 Temmuz’la ilgili bilgiyi verdikten sonra sizinle paylaşmak istiyorum. Aslında bir açıdan da ilgili... Çünkü 15 Temmuz darbe girişimi FETÖ terör örgütünün bir darbe girişimiydi; ama bizim aynı zamanda mücadele ettiğimiz bir de PKK terör örgütü var. Ve bu PKK’yla bildiğiniz gibi mücadelemiz yıllardır devam ediyor. Şu anda bütün güvenlik birimlerimiz, Silahlı Kuvvetlerimiz, İçişleri Bakanlığımız, Jandarma, korucular elbirliğiyle vatan müdafaası için bildiğiniz gibi gece-gündüz kahramanca büyük fedakârlıklarla mücadele ediyorlar.

Son olarak PKK terör örgütü tarafından şehit edilen AK Parti Diyarbakır Lice İlçe Başkanı Yardımcısı Orhan Mercan ve Van Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi kardeşlerimiz bildiğiniz gibi PKK’nın hunhar bir saldırısı neticesinde katledildi, şehadet makamına ulaştılar. Öncelikle kendilerine rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. AK Parti Teşkilatının ve aziz milletimizin de başı sağ olsun. Siyasetçilere yönelik bu saldırılar aslında bu PKK terör örgütünün de gerçek yüzünü bir defa daha göstermiş oluyor. Sorumluların yakalanması için de şu an da çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Er veya geç bunlar mutlaka adaletin önüne çıkartılacaklar.

Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim: PKK terör örgütüne karşı alınan tedbirleri eleştirenler, aslında bu hadiseler yaşandığında acaba ne düşünüyorlar diye bizim de kendimize sormamız gerekiyor. Avrupa’da, Amerika’da veya başka yerlerde PKK terör örgütüyle mücadele noktasında Türkiye’ye yönelik eleştiri getirenlerin bu katliamlar, bu saldırılar, bu suikastlar karşısında sessiz kalmalarını da ayrıca bir not olarak düşmemiz gerekiyor. Ve bu aslında onların terörle mücadele konusunda ne kadar ikiyüzlü bir tutum içerisinde olduklarını teyit eden hazin bir hadise ve durum olarak karşımızda bulunuyor.

Tabii onlar ne derse desinler, biz kendi yolumuzda terörle mücadeleye en etkin bir şekilde devam edeceğiz. Ülkemizin birlik ve beraberliği için bu yolda herhangi bir geri adım atmamız asla ve asla söz konusu değil. Ben bu vesileyle tekrar Orhan Mercan ve Aydın Ahi kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum.”

Soru: Dün Sayın Cumhurbaşkanı ve sizin de katılımınızla Rusya Savunma Bakanıyla bir görüşme gerçekleştirdi, bu görüşmenin ayrıntılarını anlatabilir misiniz, neler ele alındı? Ve Türkiye’nin Afrin’e yapılması öngörülen bir kara harekatı söz konusu mu şu anda ve bunda gelinen son nokta nedir acaba?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Rusya Savunma Bakanı Sayın Sergey Şoygu, dün Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından burada Huber’de kabul edildi. Sayın Putin’le iki gün önce yapılan telefon görüşmesinde Sayın Putin’in ricası üzerine Sayın Şoygu buraya geldiler. Ve temel gündem maddemiz yarın ve öbür gün, yani 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde Astana’da yapılacak olan Astana toplantılarının üçüncüsünün ana çerçevesiydi. Bildiğiniz gibi Astana süreci, Suriye krizinin sonlandırılması, savaşın bitirilmesi için bizim Rusya’yla beraber başlattığımız son derece önemli bir süreçtir. Birleşmiş Milletler çatısı altında Cenevre sürecine ilave olarak yürümekte olan Astana sürecinin detayları burada konuşuldu.

Tabii biz Astana sürecinin başarılı olması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, bütün imkanları seferber ederek katkı sunuyoruz. Bu çerçevede bildiğiniz gibi en önemli aşamalardan bir tanesi Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinin kurulması ve bu mekanizmanın nasıl işleyeceğine dair bir yol haritasının belirlenmesiydi. Bununla ilgili teknik çalışmalar devam ediyor. Dün Rus Bakan da bu konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz ettiler. Biz de şu anda teknik heyetlerimiz zaten oraya gittiler. Dışişleri Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımızdan teknik heyetler Astana’da bu konuları yarın ve öbür gün detaylı bir şekilde konuşacaklar.

Suriye krizinin artık altıncı, yedinci yılına doğru gittiğimiz şu dönemde bu süreci bir an önce sonlandırmak, siyasi geçiş sürecini gerçekleştirmek, insani yardımları ulaştırmak için yoğun bir çabamız olacak. Astana’daki bu teknik görüşmelerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın G-20 marjında büyük ihtimalle 8’inde Sayın Putin’le de bir görüşmesi olacak. Orada Astana toplantılarının ilk kararlarını, yani yarın ve öbür gün alınacak neticelerini de tekrar bir değerlendirme imkanı olacak.

Sorunuzun ikinci kısmına gelince Afrin’le ilgili; arkadaşlar, daha önce de çeşitli vesilelerle ifade etmiştik, Türkiye kendi ulusal çıkarlarını korumak ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehdide karşı her tür tedbiri almaya muktedirdir, bunu da alır. Bunu alırken kimseden izin almaz, çünkü bu bizim egemenlik hakkımızın doğal bir parçasıdır. Afrin’den veya başka bir yerden PYD, PKK, YPG terör örgütünden veya DEAŞ’dan veya bir başka örgütten Türkiye’ye yönelik herhangi bir tehdit olması halinde Türkiye buna misliyle ve fazlasıyla karşılık verir daha önce yaptığımız gibi. Dolayısıyla bundan sonra da askeri planlama anlamında sınırlarımızın güvenliğini sağlayacak her tür tedbir her an alınmaya devam edecektir.

Soru: Katar’daki kriz devam ediyor, bu krize dair sabah saatlerinde de bilgi aldık, Suudi Arabistan Kralı Kral Selman da G-20 Zirvesine katılmayacağını açıkladı Katar krizi nedeniyle. Krizde tıkanıklık aşılır mı, bir umut var mı, son durum nedir?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Şimdi bildiğiniz gibi Türkiye Körfez ülkelerinin tamamıyla kapsamlı, derin, tarihi, ekonomik, siyasi ilişkilere sahip olan bir ülke. Dolayısıyla bizim öncelikli amacımız, temennimiz; bu krizin müzakere yoluyla bir an önce çözülmesi. Bu süreçte Katar’a yönelik ambargonun vatandaşların gündelik hayatını olumsuz yönde etkilemesi neticesinde, o mağduriyetleri gidermek için de biz Türkiye olarak hemen adım attık. Biliyorsunuz gıda sevkiyatı şu anda devam ediyor, bizim normal ilişkilerimiz de devam ediyor. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun bir diplomasi trafiği oldu, en son bildiğiniz gibi Trump’la telefon görüşmesinde de bu konuyu etraflı bir şekilde aldılar. Ve Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle Amerika’nın da burada yapıcı bir rol oynaması yönünde çağrıda bulundu.

Nitekim bunun sonuçlarını yavaş yavaş görmeye başladığımızı düşünüyorum ben. Dün Sayın Trump’ın Körfez’deki bazı liderlerle yaptığı görüşmelerden edinilen intibada, yapılan açıklamalarda da bunun artık müzakere yoluyla çözüm yoluna konması konusunda bir mutabakatın giderek güçlendiği anlaşılıyor ki bu sevindirici bir gelişme…

Tabii bir süre verilmişti 10 günlük; Katar tarafı buna cevap verdi, veriyor Kuveyt üzerinden bildiğiniz gibi, Kuveyt Emirinin yürüttüğü arabuluculuk çalışması çerçevesinde. Bu önümüzdeki birkaç gün kritik, yani bu cevaplar verilecek, işte o mekanizma işleyecek. Tabii bizim temennimiz, bu temel ihtilaf konularının bir an önce çözülmesi… Yalnız burada Katar’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini özellikle vurgulamakta fayda var diye düşünüyorum. Çünkü bu konuların bazıları bir ülkenin egemenlik haklarına da giren konular; örneğin Katar’daTürk Üssüyle ilgili dile getirilen bazı konular.. Bu, son tahlilde iki egemen ülke arasında yapılan bir anlaşma neticesinde uluslararası hukuka uygun bir şekilde yapılmış bir üs planlamasıdır. Ve daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu üssün amacı, sadece Katar’ın değil bütün bölgenin barış ve güvenliğini sağlamaktır ve Türkiye’nin Katar’daki üssü hiçbir zaman bir başka ülkeye karşı tehdit değildir, öyle algılanması ya da yansıtılması asla kabul edilemez.

Tabi bu hassas süreçte Türk ve Arap medya kuruluşlarına da büyük sorumluluk düşüyor. Hiçbirimizin bir medya savaşına ihtiyacı yok. Zaman zaman çeşitli algı operasyonları üzerinden Arap dünyasında Türk karşıtlığı, Türkiye’de Arap karşıtlığı gibi birtakım kampanyaların yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlar sadece fitne ateşine odun taşımak anlamına gelir. Bunlara karşı bizim dikkatli olmamız, sorumluluk içerisinde hareket etmemiz esastır. Bu kriz aşılır; ama Türkiye ile Arap dünyası, Türklerle Araplar, Türkiye’yle Körfez ülkeleri arasındaki dostluk baki kalır. Biz de bu süreci yönetirken bu hassasiyetleri dikkate alarak sürecin içerisindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili temasları bundan sonra da devam edecek.

Suudi Arabistan Kralıyla ilgili açıklama bize de bu sabah iletildi, Suud makamları tarafından orada bir görüşme planlanıyor idi. Çünkü son telefon görüşmelerinde G-20’de Hamburg’da görüşmek üzere mutabık kalmışlardı. Tabii takdir kendilerinin, yani bu görüşme trafiği anlamına gelmiyor. Bir başka formatta, bir başka vesileyle yakın vadede yine Suud Kralıyla te maslarımız devam edecektir.

Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan G-20 Zirvesine katılmak üzere gideceği Almanya’da orada yaşayan Türk vatandaşlarıyla bir görüşme planlandığına dair bilgiler bize ulaşmıştı. Ancak Alman makamlarından bu konuyla ilgili bir kriz var gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldı. Var mı bir kriz, Cumhurbaşkanı Erdoğan planlandığı gibi Almanya’da yaşayan Türklerle biraraya gelecek mi?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Şimdi krizi yaratanların kim olduğuna bakmak lazım, eğer bir kriz varsa, buna kriz diyorlarsa. Öncelikle şunu söyleyeyim: Sayın Cumhurbaşkanımızın Almanya ziyaretinin birinci gündemi G-20 Zirvesine katılmak ve 2 gün boyunca orada hem zirvede kendisinin konuşmaları olacak, hem birçok ikili görüşmeleri olacak. Daha da önce de paylaşmıştım oradaki ana gündem maddelerini. Ama bir noktayı tekrar hatırlatmak isterim, o da şu: Biz 2015 senesinde Antalya’da G-20 Zirvesini yaptığımız zaman, Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisiyle bu terörle mücadele ve mülteci meselesinin de G-20 Zirvesine alınması konusu gündeme gelmiş idi. O zaman G-20 paydaşları arasında bir tartışma da olmuştu, ‘G-20’nin ana gündemi ekonomi, böyle ağır siyasi konuları buraya taşımayalım, bu gündemi dağıtır’ vesaire gibi.

Fakat Sayın Cumhurbaşkanımızın hem dirayeti, hem ısrarıyla bu konu Antalya’daki bizim ev sahipliği yaptığımız G-20’nin gündemine de girdi, sonuç bildirgesine de yansıdı. Şu anda memnuniyetle görüyoruz ki, aynı konu geçen yıl Çin’de ele alındı, bu yıl da Almanya’da ele alınmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla öncelikli olarak G-20 ziyareti çerçevesinde Almanya’ya gerçekleştireceğimiz bir ziyaret söz konusu.

Vatandaşlarla buluşma meselesine gelince, bakın daha önce de çeşitli vesilelerle biz ifade ettik, Cumhurbaşkanımız orada yaşayan vatandaşlarımızla çok güçlü gönül bağları olan bir liderdir. Yani fiziki olarak şurada toplanır, buluşur, buluşmaz, birileri bunu engellemeye çalışır, başka türlü yansıtmaya çalışır; ancak bu gönül bağını hiçbir zaman bu ortadan kaldırmaz. Fakat bu konu üzerinden özellikle Almanya’da bu meselenin bir iç siyaset konusu haline getirilmesi ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden siyasi rant elde edilmeye çalışılması, Avrupa’daki bir siyasi akıl tutulmasının maalesef tezahürlerinden bir tanesi.

Bunu bir defa bizim doğru bir çerçeveye oturtmamız gerekiyor. Yani özellikle Alman seçimleri yaklaşırken sürekli Erdoğan’a saldırmak, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle, Türkiye böyle’ tarzı bir yaklaşımla Türkiye’yi mahkum etmeye çalışmak, ancak Avrupa’nın siyasi ufkunun ne kadar daraldığını gösterir. Bu, Türkiye’yi, bizim orada yaşayan vatandaşlarımızla olan güçlü bağlarımızı hiçbir zaman etkilemez. Biz onlarla farklı yerlerde, farklı zamanlarda, farklı şekillerde hep beraber olmaya da bundan sonra da devam edeceğiz, bundan kimsenin de şüphesi olmasın.

Hele ki bazı noktalarda, mesela vatandaşlarımızın kendi ülkeleriyle olan bağları noktasında, Cumhurbaşkanımıza olan sevgi ve muhabbetlerini gösterme noktasında onlara yönelik birtakım ithamları, suçlamaları da en şekilde ret ettiğimizi de bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Yani onlara adeta bir ajan muamelesi yapılması, şüpheli, şaibeli gözüyle bakılması, Avrupa’nın savunduğu iddia ettiği temel değerlere de aykırıdır. Yani bir tarafta birileri ‘Türkiye’de toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü var-yok’ tartışmaları yaparken, kendi ülkelerinde böyle bir toplantıyı engellemek için siyasi gündem oluşturmaları herhalde çelişkilerin en büyüğünü ifade etmektedir. Geçen gün Alman Dışişleri Bakanı da bir özeleştiri, bir muhasebe yaptı. Ben evvelsi gün de söyledim onu, yani biz bu özeleştiriyi önemsiyoruz. Yani gerek PKK’yla mücadele konusunda Alman makamlarının yeteri kadar etkin olmadığını bizzat Alman Dışişleri Bakanının itiraf etmesi, aynı şekilde 15 Temmuz darbe girişimine gerekli tepkiyi zamanında vermemiş olmaları, zaten kendi içinde bulundukları tabloyu bizce net bir şekilde ortaya koyuyor.

Soru: 15 Temmuz etkinlikleri, 15 Temmuz’dan önce, yani 9-15 Temmuz tarihleri arasına mı, 15-22 Temmuz arasına mı yayılacak? 15 Temmuz günü Sayın Cumhurbaşkanı Ankara ve İstanbul’da her iki şehirdeki etkinliklere de katılacak mı? Bir de biliyorsunuz Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü 9’unda İstanbul’da sona erecek bir mitingle beraber. Dün ve bugün Kılıçdaroğlu’nun dikkat çeken bir açıklaması oldu, ‘provokasyonlar İstanbul’a yaklaştıkça çoğalacak’ şeklinde. Bugün de alınan tedbirleri gördük. Devletin zirvesine bu konuda gelen bir bilgi var mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Şimdi öncelikle 15 Temmuz haftası anma programları 11-16 Temmuz tarihleri arasında yapılacak, bu çok önceden planlandı, yani o haftanın bir bütün olarak anma etkinlikleriyle geçirilmesiyle ilgili. Dolayısıyla 11 Temmuz’dan itibaren faaliyetler başlayacak ve 15 Temmuz’a doğru giderek yükselerek, yoğunlaşarak devam edecek. O süre içerisinde, yani 4-5 gün içerisinde Cumhurbaşkanımızın katılacağı birçok program olacak. Sadece 15’inde İstanbul ve Ankara’daki programlar değil. Dediğim gibi 15’inde Meclis oturumuna katılacaklar, İstanbul’a gelecekler, buradaki köprünün oradaki hem yürüyüşü, hem mitingi, hem anıtın açılışına katılacaklar. Sonra Ankara’ya tekrar geçişleri olacak, Meclisle geçecekler, Külliye’nin önündeki anıtın açılışı olacak. Dolayısıyla o faaliyetlerin hepsine katılacaklar.

Şunu da söyleyeyim: Önümüzdeki birkaç gün içerisinde programı derli toplu görmeniz açısından bu programın detaylarını sizinle de paylaşacağız. Çünkü biz bütün vatandaşlarımızın da bu faaliyetlere yoğun bir şekilde katılmalarını arzu ediyoruz, teşvik ediyoruz. Sadece Türkiye’de değil yurt dışında, yurt dışı misyonlarımız da bununla ilgili faaliyetler yapacaklar, programlar tertip edecekler. Dolayısıyla önümüzdeki birkaç gün içinde bunu sizinle paylaşma imkânımız olacak. Ayrıca, 15 Temmuz haftası etkinlikleriyle ilgili görsel, sözlü ve diğer materyallerin de bulunacağı web siteleri olacak, yani hem vatandaşlarımız, hem kurumlar, STK’lar, bunları alıp kullanmak isteyenler de buradan alıp kullanabilirler.

Sorunuzun ikinci kısmıyla ilgili, bu tür provokasyon girişimlerine karşı tedbirler en üst düzeyde alındı, alınmaya devam ediyor. Biz böyle bir şeyi asla arzu etmeyiz, böyle bir şeye müsamaha da göstermeyiz. Fakat şunun da altını tekrar çizeyim: Bakın, tam 15 Temmuz’un sene-i devriyesine girdiğimiz şu dönemde milletin gündemi 15 Temmuz’un kahramanlık ruhunu yaşatmaktır. 15 Temmuz’da hain darbe girişiminin nasıl püskürtüldüğünü tekrar hatırlamak ve bütün dünyaya bu demokrasi dersini bir milletin nasıl verdiğini göstermektir. Şu anda milletin birinci gündemi budur ve 15-16 Temmuz tarihine kadar da biz bu gündemle yürümeye devam edeceğiz.

Soru: 15 Temmuz ile ilgili internette bir klip var, türkü söylemiştiniz orada. 15 Temmuz etkinliklerinde sahneye çıkma durumunuz var mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Sürprizler olabilir.

Soru: 15 Temmuz haftasında yurt dışındaki temsilciliklerde veya devlet kurumlarında, büyükelçilerde özel programlar tertip edilecek mi? Türkiye’de yaşandı; ancak sonuçta sorumluları ve etkileri ve sonuçları itibarıyla dünyayı ilgilendiriyor. Belli başlı bazı bölgelerde en azından özel programlar veya vatandaşlarımızın, yurttaşlarımızın buluşmalar gerçekleşecek mi, böyle bir plan var mı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Tabii yurtdışı misyonlarımızın tamamında, büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız, ilgili kurumlarımız, işte Yunus Emre’dir, diğer kurumlarımızdır, bunların hepsine de ilgili talimatlar gönderiliyor, bu hafta içerisinde bunlar koordine edilecek ve onların da bu anma etkinliklerini düzenlemesi yönünde çalışmaları olacak. Dediğiniz gibi, özellikle yurt dışında bu çalışmaların yapılması büyük önem arz ediyor. Çünkü Türkiye’de biz bunu yaşadık; ama yurt dışında yabancılar acaba ne kadar görebildiler, onlar buradaki hadisenin vahametini, şiddetini, boyutlarını ne kadar kavrayabildiler; bunları göstermek açısından da önem arz ediyor.

Ayrıca o gün, şunu da söyleyeyim: Yani Türkiye’nin yurt dışında yaklaşık 6-7 milyonluk bir topluluğu var yurt dışında yaşayan. Hani buna tam diaspora demek belki doğru değil ama, dünyanın farklı yerlerinde Türkiye Cumhuriyeti’yle vatandaşlık bağı olan, akrabalık bağı olan bu vatandaşlarımızın tamamı o gün Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan hadiselerinde aslında bir anlamda içindeydiler. Anbean takip ettiler, destek verdiler, o süreci onlar da bir şekilde yaşadılar. Yani manen ve ruhen ve kalben bizimle birlikteydiler. Dolayısıyla onların da bu faaliyetlere katılması seney-i devriyesinde önem arz ediyor. Ama asıl önemlisi, tabii bir de dışarıdaki kamuoylarına, medyaya bunun anlatılması noktasında da farklı dillerde ciddi materyaller hazırlandı, bnlar da gönderilecek. Dolayısıyla oralarda da kapsamlı anma faaliyetleri gerçekleştirilecek.

Soru: Demokrasi nöbetleri olacağını söylediniz, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu nöbetlerden birine katılacak dediniz. Bunun hangi gün ve nerede olacağı belli mi acaba? Ve kaç gün sürecek bu nöbetler?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Tahmin edebilirsiniz, ama yaklaşınca tam detayları paylaşırız. Ama herhalde o gece zannediyorum bütün vatandaşlarımız ve 15 Temmuz günü, gecesi sokaklarda olacaklardır, tekrar demokrasilerine, özgürlüklerine, vatanlarına, milletlerine nasıl sahip çıktıklarını hatırlamak için o kutlu nöbeti ve yürüyüşü hep birlikte gerçekleştirilecektir. Dolayısıyla 15 Temmuz gecesi, sabahı da dahil olmak üzere o zaman dilimi içerisinde bunun olacağını söyleyebilirim.”